• spotify
  • instagram
  • YouTube
  • Twitter

© 2019 by Akıl Modelleri

İnsanın Anlam Arayışı - Victor E. Frankl

Yaşamdan ne beklediğimizin bir önemi yoktur; asıl önemli olan, yaşamın bizden ne beklediğidir.” Victor E. Frankl


Yirminci yüzyılın önde gelen ve varoluşsal terapinin en önemli isimlerinden biri olan Avusturyalı Psikiyatrist Viktor E. Frankl, ikinci dünya savaşı sırasında Auschwitz, Nazi toplama kamplarında hayatta kalabilmek için geliştirdiği Logoterapiyi, “İnsanın Anlam Arayışı” kitabında bizimle paylaşıyor.


Victor E. Frankl’a göre yaşamak, acı çekmektir. Yaşamı sürdürmek çekilen bu acıda anlam bulmaktır. Eğer yaşamda bir amaç varsa, acıda ve ölümde de bir amaç olmalıdır. Bir başka deyişle, yaşam sadece mutluluk ve başarıdan ibaret değildir. Aynı zamanda acıyı kabullenmemiz gerekir. Buna bir örnek vermek gerekirse, Nazi kampı sırasında, eşinin ölüm haberini aldığında üzüntüden intihar etmeyi düşünen arkadaşını teselli etmeye çalışan Frankl, arkadaşına şunu soruyor: “Eğer sen ölseydin ve eşin hayatta olsaydı, senin ölüm haberini aldığında nasıl hissederdi?”. Buna karşılık arkadaşı: “O hiç dayanamazdı, benden daha kötü olurdu.” diyor. Sonrasında Frankl şunları söylüyor: “Demek ki şu anda çektiğin acının bir anlamı var. Eğer intihar edersen bu çektiğin acının hiçbir anlamı olmayacak.”

Frankl, bu kitabında şu 3 şekilde hayatta anlam bulacağımızdan bahsediyor:


  1. Eser yaratarak

  2. Aşık olarak

  3. Kaçınılmaz acıya bir anlam katarak


Frankl ayrıca şunu da ekliyor; bunları yapmak acı çekmeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Çünkü hayatta çektiğimiz acıya sebep olan en önemli faktörlerden biri de "Varoluşsal Boşluk" hissi. Frankl’a göre Varoluşsal boşluk 2 şekilde meydana gelir:


  1. Uydumculuk: Diğer insanların yaptığı şeyleri arzulamak.

  2. Totalitercilik: Başka insanların senden yapmanı istediği şeyleri yapmak.


Bu iki durumda da insanlar kendi yollarını çizip ilerlemedikleri için bir süre sonra yaptıkları şeyler anlamsızlaşmaya başlıyor. Bu da dolayısıyla bizi varoluşsal boşluğa ve acı çekmeye yönlendiriyor. Bu noktada Logoterapi devreye giriyor.


Logoterapi’nin amacı, insanlara sorumluluklarını hatırlatarak bu hayattaki anlamlarını bulmalarını sağlamak. Bunun en güzel örneklerinden biri; Frankl’ın, acı çeken hastalarına neden intihar etmediklerini sorması. Bu soruyla birlikte Frankl, hastalarına temelde onları hayata bağlayan şeyin neler olduğunu sorgulatarak göstermeye çalışır. Bu, sahip oldukları çocuklar, yaptıkları işler, arkadaş çevresi vs. birçok şey olabilir. Bunu Amerikalı yazar David Forter Wallace’ın “This is water” örneğiyle pekiştirebiliriz: “2 genç balık yüzerek bir yerden bir yere gider. Yolda yaşlı bir balık ile karşılaşırlar. Yaşlı balık, genç balıklara suyun nasıl olduğunu sorar ve genç balıklar cevap vermeden yollarına devam ederler. Bir süre sonra, birbirlerine dönerler ve ‘Su mu? O nedir?’ diye sorarlar.” Bu örnekte genç balıkların, içerisinde yüzdükleri suyun farkına varmadıklarını görebiliriz. Dolayısıyla, hayatta bazen tetikleyicilerle farkındalığımızı arttırmamız çok önemlidir.


Bu konuyu akıl modelleri açısından ele aldığımızda, Logoterapi'yi Temel İlkeler Akıl Modeli ile bağdaştırabiliriz. Bu model, kişisel olarak kendimizi sorgulamamızı, gerçekte neleri istediğimiz ve nelere anlam yüklememiz gerektiği konusunda bize yardımcı olacaktır.

12 views