Merhaba!
Daha çok yazmak, hep yazmak istiyorum ama zaman bulamıyorum.
Bulamadıkça da aklıma John Wooden’ın “Şimdi gereğince yapmak için zamanım yok diyorsanız, ileride sil baştan yapmaya zamanınız olacak mı sanıyorsunuz?” sözü aklıma geliyor ve başlıyorum yazmaya.
Zaman buldukça, ya da bir hafta sonu boyunca yazmaya çalışıyorum, biliyorum ki pratiğini yapmak iyileştirir.
Sadece yazmak için değil, herhangi bir şey için de, pratiğini yapmanın güçlendirdiğini biliyoruz. Ancak sadece pratiğini yapmak değil olay, mükemmel bir pratik yapmak aslolan…
Bugün John Wooden’ın, -Amerika’nın gelmiş geçmiş en iyi koçu olarak bilinen John Wooden’ın- başarı tanımından ve pratiğinden konuşuyoruz.
Yazının sonunda ise sosyal medyada geçirdiğiniz zamanı hack’lemenin yöntemlerini bulacaksınız.
Önerilerinizi ve düşüncelerini bu mail’e cevap olarak yazmayı unutmayın!
Handegül
Şampiyonluk reçetesi: yoğunluk x devamlılık
John Wooden Amerika college basketbol tarihinin en iyi basketbol koçlarından biri olarak anılır.
2010’da 99 yaşındayken vefat eden Wooden kariyeri boyunca 7’si art arda olmak üzere 10 şampiyonluk ve sayısız ödül kazanmış.
College basketbol ligi, basketbolcuların profesyonel olmadan hemen önce oynadıkları alt lig olarak tanımlanabilir ve Wooden, Kareem Abdul-Jabbar da dahil olmak üzere birçok NBA oyuncusuna UCLA’de koçluk yapmış efsane hocalardan biri…
Nedir John Wooden’u muhteşem yapan şey peki?
John Wooden, antrenmanın ilk gününe oyuncularına çoraplarını nasıl giymeleri gerektiğini ve ayakkabılarını nasıl bağlamaları gerektiğini öğreterek başlarmış. Önce buradan, yani en temelden başlatırmış.
Temel olan şeyler en önemlileridir diyor Wooden, bazıları bunları önemsemez hatta maruz kaldıklarında güler geçerler. Ancak en iyiyi, en iyi olmaya yakın olanlardan ayıran şeyler bu detaylardır...
John Wooden çok çalışırmış. Oyuncularını da çok çalıştırırmış ama daha farklı şekilde yaparmış bunu.
John Wooden oyuncularına diğer koçların yaptığı antrenmandan daha kısa süren antrenmanlar yaptırırmış.
Bu antrenmanlar günlük maksimum iki buçuk saat sürermiş ve çoğunlukla da iki saat olurmuş. Profesyonel basketbolcular için bu kadar az saatlik çalışmalar yetersiz gibi görünebilir ancak John Wooden uzun saatlerdense “yoğunluğa” önem vermiş.
John Wooden’ın basketbolcuları iki saatlik antrenmanlar boyunca hiç durmadan sürekli koşarak, sürekli hareket ederek, sürekli üreterek oynarlarmış. Dinlenmek, etrafta gezinmek ya da ayaküstü sohbetlere yer yokmuş bu antrenmanlar boyunca.
Bu “yoğun” antrenmanlarla oyuncuların üzerinde yarattığı baskının, bir maç esnasında karşı takımın yaratacağı baskıdan daha az olmasını istemezmiş Wooden.
Eğer bir şekilde oyuncuları %100 yerine %90 kapasiteyle oynarlarsa antrenmanlarda, bu durumun onlarda bir alışkanlığa yol açabileceğini bilirmiş. Antrenmanlarda -en az stresli olabileceğiniz bu maçlarda bile- Koç Wooden basketbolcularını yoğun bir antrenmandan geçirirmiş ki asıl maçlarda da bu stresin, yoğunluğun altında asla kalmasınlar.
“Pratiğini yapmak mükemmelleştirir.” diye ünlü bir söz vardır ancak Wooden’ın inandığı şey, “Mükemmel pratik mükemmelleştirir.”
Steve Jobs’un da benzer bir inanışta olduğunu hatırlamak gerek.
Kullanıcıların herhangi bir Apple cihazının içini açmasına izin verilmez. Son kullanıcılar tamamen kapalı bir cihaz satın alır ve donanımıyla ilgilenmez. Ancak Steve Jobs tasarımcılarına ve mühendislerine, Apple cihazların donanımını bile çok özenle yaptırırmış.
Herhangi bir Apple cihazın içine baktığımızda tüm devrelerin, transistörlerin ve tüm diğer donanım parçalarının özenle hizalanmış ve hazırlanmış olduğunu biliriz ancak bunu görmeyiz.
Steve Jobs, görünmese bile tasarımın mükemmelliğinden donanımda bile vazgeçmez çünkü eğer tasarımcıları ve mühendisleri sırf görünmeyen kısımlar diye işi biraz hafiften alsa, bu savsaklamanın başka yerlerde de uygulanabileceğine inanır ve buna izin vermez.
Benim John Wooden’dan öğrendiğim en önemli prensip, eğer bir şeylerin alıştırmasını, pratiğini yapıyorsam her zaman en yoğun şekilde ama sürdürülebilir bir yoğunlukta olmasına özen göstermem gerektiği oldu.
Yoğunluk ve devamlılık mükemmelliği getirir.
John Wooden:
"Bir İngilizce dersi, profesyonel hayatınızda yazmanız gerekecek her cümleyi size öğretemez. Ama öğretmeniniz, sizi etkili yazma becerisiyle donatırsa ihtiyacınız olan her anda bu yetkinliklerinizi kullanabilirsiniz. Aynı şey matematik için de geçerlidir. Hiçbir matematik dersi size çözmeniz gerekecek tüm denklemlerin çözümünü öğretemez. Ama denklem çözme tekniğini öğretir. Ve siz bir kez bunda ustalaştınız mı, artık ihtiyacınız olan her durumda bu tekniklerden faydalanarak problemin çözümünü bulabilirsiniz. Basketbolda da tam olarak aynı şey geçerlidir. Yani çalışmanız gereken tek şey temel prensiplerdir, özel durumlar değil…
"Karakteriniz, şöhretinizden önemlidir. Karakteriniz, siz ne iseniz odur. oysa şöhretiniz, başkaları sizi ne sanıyorsa odur."
“Zirveye çıkmak yetenek gerektirir. Orada kalmak ise karakter…”
“Her gününü başyapıt yap.”
"Asla başkalarından iyi olmaya çalışma, sadece daha iyisini yapmaya çalış ve her zaman başkalarından bir şeyler öğrenmeye bak. Çünkü başarıyı kontrolü senin elinde olmayan yerlerde arar ve buna takarsan, senin kontrol ettiklerini olumsuz etkilersin."
Zamanı “hack”leme yöntemi
Araştırmalar, fazla TV izlemenin yaşam memnuniyetini azalttığını ve sosyal medyayı en çok kullanan kişilerin de aynı zamanda sosyal olarak en izole kişiler olduğunu gösteriyor.
Günde 30 dakikadan daha az TV izleyenlerin hayatlarından daha çok memnun olduğunu ve sosyal medya kullanımını günde 30 dakika veya daha azla sınırlayanların yalnızlık ve depresyon oranlarının daha düşük olduğu da biliyoruz.
Diğer faaliyetler yerine her TV veya sosyal medyayı seçtiğimizde bir karar alıyoruz.
Açık olmak gerekirse bu seçimlerimizden tamamen biz sorumlu değiliz. Teknoloji ve ekranlar bizi büyülemek için tasarlandı. Bunu biliyoruz. Anatomimiz gereği sosyal medyaya kolayca bağımlı hale gelebiliyoruz.
Bu platformların çalışma şekliyle uyarılan ve iyi hissettiren bir dopamin geri bildirim döngüsü yüzünden elimizden telefonumuzu ayıramıyor ve sürekli scroll down yapıyoruz.
Sosyal medyaya harcadığımız zamanı daha iyiye kullanmak bizim elimizde. Burada geçen zamanı hack’lemek de öyle.
İki tür eylemle sosyal medyaya ve telefona ayırdığımız zamanı daha faydalı hale getirebiliriz:
İhmal — telefonunuz olmadan bazı özel zamanlar yaratarak (örneğin akşam yemekleri ya da sevdiklerinizle geçirdiğiniz akşam saatleri)
Değiştir — telefonunuzda geçirdiğiniz pasif zamanı daha faydalı başka bir şeyle değiştirerek (örneğin bir arkadaşınızı aramak veya yürüyüş yapmak gibi sağlığınıza kanıtlanmış yararları olan aktiviteler yapmak)
Bu eylemlerin ardından, telefonunuzla her etkileşimde bulunmak istediğinizde üç seçeneğiniz olacak: kullanmak, ihmal etmek veya değiştirmek.
Değişimin kolay olacağı söylemiyorum. Bir alışkanlığın oturması yaklaşık 66 gün sürüyor.
Ancak bundan iki ay sonraki hayatınızı hayal etmek, değişimi yapmak için ihtiyacınız olan tüm motivasyonu sağlayabilir.
Daha fazla egzersiz yapıyor, daha fazla sosyalleşiyor ve en çok sevdiğiniz insanlarla daha fazla vakit geçiriyor olabilirsiniz…
Haftaya görüşünceye dek, kendinize iyi bakın!
Namaste.
Yazıyı beğendiyseniz sevdiklerinizle paylaşmayı unutmayın!



