Merhaba!
Bu hafta havaların ısındığı, insanın hem umutlandığı hem de umutsuzluğunu hatırladığı, bahar aylarına girişin hissedildiği güzel bir hafta…
Umutsuzlanıyoruz bazen, çünkü ekonomi, çünkü stres, çünkü hayaller ve çünkü gerçekler…
Yeniden umutlanıyoruz çünkü hava güzel, hayat her şeye rağmen çok güzel, dünya güzelliklerle dolu…
Bu haftaki amacım “daha iyi olmaya” çalışmak. Bu amaç uğruna kendimi hırpalamak ya da olamadığımda umutsuzlanmak değil. Denemek… Denediğimi bilmek.
“Daha iyi olmak” amacıyla bu hafta mail kutunuzda;
Öğrenme sanatı kitabından, profesyonel olarak daha iyi olabilmek adına “biçimden ayrılmak için biçimi anlamak” konseptini özümsemek
Daha iyi bir hayat için “Beyond Order” kitabının ilk kuralını anlamak
Çok daha iyi bir hayat için hayatımın her gün tekrar ettiğim parçalarını anlamak ve bunları daha iyi hâle getirmek için paylaştıklarım olacak.
Handegül
🦋 Öğrenme sanatı: Biçimden ayrılmak için biçimi anlamak
The Art of Learning'de Josh Waitzkin, satranç dâhiliğinden Push Hands Tai Chi'deki dünya şampiyonluğuna uzanan yolculuğunun izini, tüm performans alanlarında ve Waitzkin'in iddia ettiği gibi, “hayatın kendisindeki” mükemmellik arayışını anlatıyor.
Bu arayıştaki ilkelerden biri de Waitzkin’in “sayıları bırakacak sayılar” veya “biçimi bırakacak biçim” olarak ifade edilmiş kitapta.
Waitzkin'in anlatmaya çalıştığı şey, “bir zamanlar teknik ve bilinçli olanın, doğal zekâ gibi hissettiren şeye entegre edildiği noktaya kadar teknik bilginin tekrar tekrar çalışıldığı ve uygulandığı bir süreç”.
“Bazen kelimenin tam anlamıyla sayılar olacaktır. Diğer zamanlarda ilkeler, kalıplar, çeşitlemeler, teknikler, fikirler olacaktır. Bu sürecin gerçek örneği -aslında sayıları içeren bir örnek- yeni başlayanların ilk satranç dersidir. Tüm satranç oyuncuları, taşların sayısal karşılıkları olduğunu öğrenir. Fil ve şövalyeler üç piyon değerindedir, bir kale 5 piyondur, bir vezir 9'dur. Oyuncular hamle yapmadan önce kafalarında veya parmaklarıyla sayarlar. Zamanla saymayı bırakırlar. Parçalar daha akıcı ve bütünsel bir değer sistemi oluşturur. Hamleler tahta boyunca akar. Bir zamanlar matematiksel olarak öğrenilenler artık sezgisel olarak hissedilir.”
Teknik anlayışı doğal yaratıcılık ve sezgiyle bütünleştirme süreci hassas bir dengedir.
Sistematik ve teknik tekrara çok uzun zaman harcarsanız, sizi ilk etapta bu arayışa çeken büyülenmeyi ve yaratıcılığı gözden kaçırabilirsiniz. Teknik anlayışı çok hızlı geçerseniz de o anda doğru kararı veya eylemi sezmek için gerekli teknik temellere sahip olamazsınız.
Ancak Waizkin'in tanımlama şekli, "sayıları bırakmaya" ne zaman başlanacağı konusunda yapılacak bir seçim gibi görünmüyor. “Biçim”den “biçimden ayrılmaya” neredeyse doğal bir ilerleme var. Oyuncu olarak sizin zorlanmadığınız veya direnmediğiniz, sürekli izlemeyle ve uyum sağlamayla oluşan doğal bir “sezgi” süreci…
Her iki süreç de -teknik anlayış ve sezgisellik- öğrenme sürecini bilgilendirmek ve geliştirmek için birlikte çalışılarak, aynı anda devam ettirilebilir.
Waitzkin'in kendisi için bu süreci tanımladığı gibi; “akışa sahip olmak için, tekniğin kalbinde yatanı anlamak ve oradan başlamak” gerek...
🤓 Kaos sevdalısı olmak ya da oyunu kazanmak
Jordan Peterson hayat için başarılması gereken 12 kuralı daha anlattığı “Beyond Order” kitabında ilk kural olarak der ki;
“Those who break the rules ethically are those who have mastered them first and disciplined themselves to understand the necessity of those rules, and break them in keeping with the spirit rather than the letter of the law.”
“Ahlaki olarak kuralları çiğneyenler, önce onlara hakim olan ve bu kuralların gerekliliğini anlamak için kendilerini disipline eden ve onları kanunun emrinden ziyade ruhuna uygun olarak çiğneyenlerdir.”
Bir oyunu oynamadan önce kuralları iyi bilmeli, özümsemeli ve anlamalı ki oyunun kurallarını oyunun amacına uygun olarak çiğneyebilin, oyunun içinde kendi oyununuzu oynamaya başlayabilin…
Kaos yaratmak için kaos yaratmak değil amacımız, kurallarını çok iyi bildiğimiz oyuna, amaca ulaşmak için kuralları çiğnemek uğruna kendi yaratıcılığımızı ve sezgilerimizi katarak oyunla bütünleşmek...
Oyunun içinde kalmak ama kendi oyunumuzu oynamaya başlamak...
Oyunun kurallarını çok iyi bilmeden, içselleştirmeden, kendi oyunumuzu oynayamayız.
🤔 Düşün ve uygula
“Life is what repeats and it is worth getting what repeats right.” - Jordan Peterson
Hayat tekrar ettiğimiz her şeydir ve tekrar ettiğimiz her şeyi doğru yapmak önemlidir. -Jordan Peterson
Bir günümüz nasıl geçiyor?
Sabah uyandığınız andan başlayarak hafta içi bir gününüzü düşünün.
Uyandım, koşarak banyoya gittim, hazırlandım, evden çıktım, trafikte biraz umutsuzlandım, işe vardım, akşama kadar iş yerinde kaldım, dönüş için trafikte biraz daha kaldım, eve geldim. Yemek hazırlanmasına yardım ettim, yemek yedim, televizyonun karşısına geçtim / Netflix açtım, uyudum…
Tekrar ettiklerimiz neler gün içinde?
işe gitmek
trafik
ev halkıyla yemek yemek
Her günümüz hemen hemen bu üçünün mutlaka olduğu kombinasyonlarla geçiyorsa, bu tekrarları doğru yapmak önemli. Çünkü hayatımız senede bir kere bir haftalığına gittiğimiz egzotik tatillerden değil, bu günlük tekrarlardan oluşuyor.
Trafiğe çözüm olarak evinizi daha yakın bir yere taşıyabilir miydiniz? Ya da işlerinizin bir kısmını evden halledebilecek şekile getirip, haftada daha az gün işe gitmek için patronunuzla anlaşmaya çalışmak bir seçenek olabilir mi?
Evde yemek masasında yemek yemek ne kadar sessiz geçiyor? Nasıl daha neşeli hale getirebilirdiniz? Yapılması gereken bir tartışma varsa, konuşulması gereken bir şeyler varsa konuşabilir miydiniz? Sorunu çözmek için sessizce yok olmasını beklemek yerine aksiyon alabilir miydiniz?
Hayatınız sürekli yaptıklarınızdan oluşuyor. Sürekli yaptığınız her şeyi daha iyi hâle nasıl getirebilirsiniz?
🔥 Haftanın Sözü:
“That’s L.A. They worship everything and they value nothing.”
“Bu Los Angeles. Her şeye taparlar ama hiçbir şeye değer vermezler.”
— Ryan Gosling’ın canlandırdığı Sebastian Wilder, La La Land
Namaste!
Beğendiyseniz sevdiklerinizle paylaşmayı unutmayın!
Yorumlarınız varsa yazın;


