Değiştim!
Fark ettiğiniz üzere bülten yayınımın adını Akıl Modelleri olarak değiştirdim. Bunun birçok sebebi var ama en önemlisi şu; her şeyimizi her yerde yarınlar yokmuşçasına paylaştığımız bu sosyal medya çılgınlığında mahremiyete biraz daha önem vermeye başladığım zamanlarımdayım. Gizlilik ileride herkesin erişemeyeceği bir lüks olacak gibi hissediyorum. Bir de Akıl Modelleri gibi çok kıymetli bir kavramın ardından yazmak kendimi daha özgüvenli hissettiriyor… Burada değinilmesi gereken psikolojik çıkarımlar olabilir, bunu başka bir yazının konusu yapalım…
Bugün sizinle paylaşmak istediklerime gelelim.
En iyisi olma, tek ol
Ünvanlar
İnsan pusulası
Şüphecilik
Başlıyoruz.
En iyisi olma, tek ol
PayPal’in kurucularından ve Facebook’un erken yatırımcılarından olan Amerikalı girişimci ve yatırımcı Peter Thiel’ın Sıfırdan Bire kitabında da sık sık dediği gibi, rekabete girmektense tekel yaratmak önemlidir.
En iyisi olmak için çabalamak yerine tek olmak her zaman kazandırır.
Sizden sadece bir tane var dünyada, evet, ama siz kimsiniz? Diğerlerinden farkınız nedir? Asıl soru bu sanki. Asıl mesele ta Sokrates’in zamanından beri kendini bulma meselesi…
Diğer insanlara iş gibi gelecek, zul olacak ancak size yapması daha kolay gelen ne var bu dünyada?
Başkalarına kıyasla hangi konuda daha çok bilgiye sahipsiniz? Hangi konuda öğrenmeye devam etmek size hiç yorucu gelmiyor?
Çok kolay değil bu soruların cevaplarını bulmak ama bulduktan sonrası müthiş bir eğlence…
Hayattaki en önemli şey, ömrünün son gününde, bu hayatta tam anlamıyla kendin olmayı başardığını söyleyebilecek şekilde yaşamaktır. Ama çoğunlukla ve farkında bile olmadan yapmaya çalıştığımız, hayatımı optimize etmek, başkaları için performans göstermek… Bunun farkında olmak çok kolay olmuyor ama olmaya çalışmak bile yetiyor.
Daha etkili olsun diye sana ithafen yazıyorum:
Başkalarını hayal kırıklığına uğratmak ile kendini hayal kırıklığına uğratmak arasında bir seçim yapmak gerektiğinde, görevin başkasını hayal kırıklığına uğratmaktır. Tüm hayatın boyunca işin, kendini hayal kırıklığına uğratmamak için ne kadar insanı hayal kırıklığına uğratman gerekiyorsa, o kadar insanı hayal kırıklığına uğratmaktır.
Tekrar oku lütfen;
Başkalarını hayal kırıklığına uğratmak ile kendini hayal kırıklığına uğratmak arasında bir seçim yapmak gerektiğinde, görevin başkasını hayal kırıklığına uğratmaktır. Tüm hayatın boyunca işin, kendini hayal kırıklığına uğratmamak için ne kadar insanı hayal kırıklığına uğratman gerekiyorsa, o kadar insanı hayal kırıklığına uğratmaktır.
Ünvanlar
İç sesinizle nasıl bir anlaşmanız var? Kendinize ne diyeceğinizi ya da ne olursa olsun ne demeyeceğinizi biliyor musunuz? Değerleriniz neler? İnandıklarınız neler?
Benim bunlara verebilecek kesinlikte bir cevabım yok. Değişiyorum. Her gün nefret ettiğim, sevmediğim ya da çok sevdiğim bir şey varsa tekrar tekrar soruyorum, hala böyle mi hissediyorum?
Küçükken hiç domates sevmezdim, artık seviyorum. Bugün kahve içmeyi çok seviyorum, ilerisini bilmiyorum. Bundan iki sene önce Crossfit yapıyordum, kendime sporcu diyordum, artık demiyorum.
Kendimize ya da başkalarına verdiğimiz ünvanların son kullanma tarihleri var, ilkokulda aldığınız yüzme lisansı sayesinde bugün kendinize ben bir yüzücüyüm dememelisiniz, bu ünvanı kullanmaya devam etmeniz için o konuda çalışmaya devam etmeniz gerekir. Değişim bu yüzden güzeldir, kendinizi bulma yolculuğunda kendinize verdiğiniz her ünvan değerlidir.
İnsan pusulası
Kim olduğunuzu ya da ne yapmak hoşlandığınızı anlayabilmenize yardımcı olabilecek bir diğer soru ise “kahramanlarınızın kim olduğudur.”
Sürekli okuduğunuz, merak ettiğiniz, takip ettiğiniz insanlar olmak istediğiniz ideal versiyonunuzun bir yansıması olabilir.
Kim olduğunuzla ilgili ya da ne yapmanız gerektiğiyle ilgili şüpheye düştüğünüzde favori insanlarınızı düşünün. İçten içe inandığınız değerleri ve olmak istediğiniz yeri size göstereceklerdir.
Şüphecilik
Derek Sivers’ın katıldığı bir söyleşi, podcast ya da herhangi bir içerik görsem bi insan nasıl olur da bu kadar mutlu olur her an diye sorgularım. Hatta biraz da canım sıkılır bu duruma. Bu kadar mutlu olunacak ne vardı?
Şu an aramaya ve kaynak vermeye üşendiğim bilim insanları mutlu olabilmeyi iki önemli faktöre bağlamış. Yüzde ellisi ciddi anlamda genlerle ilgili bir durum olup, geri kalanı da sizin hayatla ilgili görüşünüzle ilintili derler. Derek Sivers kesinlikle genlerle ilgili olan kısımda piyangoyu kazanmış gibi hissetsem de, hayatla ilgili görüşleri beni etkiliyor.
Kendisinin inandığı dört maddeyi sıralıyorum;
Neredeyse hiçbir şey objektif olarak doğru değildir.
“Ailem beni terketti.” “Başka bir ülkede doğsaydım hayatım bambaşka olurdu.” “Yeterince iyi değilim…” Bunların hiçbirisi doğru değil. Tüm bunlar sizin duygularınızla uyum sağlaması için inanmayı seçtiğiniz bilgiler. Doğru değiller. Eğer içten içe inandığınız bir şey sizi düşürüyorsa ya da düşürebilecek bir potansiyele sahipse bu inandığım şey gerçek değil demeyi ihmal etmeyin.
İnançlar, plasebolardır; işinize yarayan ne varsa ona inanmanız gerekir.
Hiçbir inanç gerçek değil. Hatta “inanıyorum ki…” ile başlayan her cümle içeriğinin gerçek olmadığının kanıtı bile olabilir. Ancak sizin işinize yarayacak her ne varsa ona inanmanız gerekli. İnanırsanız beyniniz bu inanca uygun bilgileri arayıp bulacak ve size inancınızın doğruluğu ile ilgili kanıtlar sunacak. İşinize yarayacak olan o şeyi bulun ve ona inanın.
Kurallar ve normlar, değiştirilebilir keyfi oyunlardır.
“Bir şeyde uzman olmak için okulunu okumanız gerekir.” gibi kurallar gerçek olmamakla birlikte otoritenin bizi uygulamak “zorunda” bıraktığı bilgilerdir. Hiçbir şeyi yapmak zorunda değilsiniz, eğer sonuçlarına katlanabilecekseniz… Bunun farkında olmak bile güzel. Çalışmak zorunda değilim, bu benim seçimim. Herhangi bir insanın aşağılamalarına katlanmak zorunda değilim, bunu ben seçiyorum. Matrix’de Neo’nun üzerine gelen kurşunların aslında gerçek olmadığını, bunların sadece “kod” olduğunu fark etmesi gibi. Kurşunlar gerçek değil dediğinizde tek tek yere dökülecekler. Kodun farkında olun ve kendinizi otoritenin baskısından kurtarın…
İdeolojiyi reddet. Fikirleri bireysel olarak kabul et.
Sonu -izm’le biten her şey hayatı basitleştirmek için kullanılan reçetelerdir. Tek ve son gerçeği yansıtmaz. Bu sebeple bir izm’e körü körüne inanmak yerine, oradaki fikirlerden işinize yarayacak olanları ayıklayıp kullanmayı tercih edin.
Yine görüşmek üzere!
Namaste.
Not: Eğer inanmadığınız ya da çok inandığınız ve bunları pekişterecek başka kanıtlar sunduğunuz bir fikir varsa benimle paylaşmanız beni çok mutlu eder!
Akıl Modelleri’ni okuduğun için teşekkürler! Yeni yazılardan haberdar olmak için ücretsiz üye olabilirsin.



