Steve Jobs ve Jeff Bezos hakkında okuyabildiğim her şeyi okumuş, dinleyebildiğim her şeyi de dinlemiş biri olarak son zamanların popüler teknoloji insanı Jensen Huang'a çevirdim gözlerimi.
Kendisinin deri ceketini giyip bir rock-star edasıyla katıldığı söyleşilerin ardında Amerikan rüyasının hayat bulmuş başarı öyküsü yatıyor.
Jensen'i nasıl bir hayat şekillendirmiş, hangi prensipleri kullanarak şirketini geliştirmiş ve bu prensiplerden oluşturulabilecek bir blueprint var mıdır sorularının yanıtını aradım.
Bir blue-print tabii ki var. Ve aslında çok da şaşırtıcı olmayacak şekilde Steve Jobs, Jeff Bezos, Zuckerberg ve hatta çılgınlıklarından önceki Elon Musk'la hemen hemen ortak bile sayılabilecek mottolar mevcut.
Bu yazıda Jensen Huang'ı deri ceketli teknoloji rock-star'ına dönüştüren çocukluğuna, çalışma hayatına, mottolarına, 19 adımlık yönetim felsefesine ve en son olarak da Jensen'ın yarattığı şirket kültürünün, içinde oldukları pazarı nasıl ele geçirdiğine ve yönettiğine -kısaca kültür-market-fit kavramına- odaklanacağım.
1. Jensen Huang'ın Çocukluğu ve Etkileri:
Jensen'ın ailesinin Tayvan'dan Amerika'ya göç etme kararı, onun hayatında dönüm noktası olmuş. Ailesinin fedakarlıkları, Jensen'ın kariyerini ve dünya görüşünü şekillenmesinde büyük etki sahibi olmuş.
Jensen'ın annesi ve babası iki erkek çocuğunun Tayvan'da iyi bir geleceği sahip olamayacaklarına inanır ve ikisini daha çocukken Amerika'ya göndermek için para biriktirmeye başlar. Amerika'da İngilizce konuşmaları gerektiğini bilen Jensen'ın annesinin her gün 10 İngilizce kelime ezberletme çabası, Jensen'a disiplin ve öğrenme arzusunu aşılamış.
Ailesi, Huang kardeşleri, sorunlu çocukların gittiği bir okula yazdırırlar. Bu okulun sorunlu çocuklardan oluştuğunu bilmeden kardeşleri Amerika'daki amcalarının yanına yollarlar. Sorunlu çocukların eğitildiği bu okuldaki deneyimleri, Jensen’ın zorluklara dayanıklılık, mücadele etme azmi ve korkusuzluk gibi karakter özelliklerini geliştirmiş.
Jensen bu okulu bitirdikten sonra kısa süreliğine bir fast-food restoranı olan Denny's'de çalışmış. Önce bulaşıkçı olarak başladığı iş hayatında, en iyi bulaşıkçı olması uzun sürmemiş, kendisini garsonluğa yükseltmişler, kısa sürede de en iyi garson olduktan sonra teknoloji alanına yönelmiş.
Jensen, çalışanların geçmişinin iyi olması gerektiğine inanıyor. Her yaptığı işi en iyi yapana kadar devam etmenin önemli olduğunu vurguluyor. Bu tutumu Nvidia'daki çalışanlarına da uyguladığını göreceğiz.
AMD'de çalışırken, gece ve hafta sonları Stanford'da yüksek lisans yapması, uzun vadeli bakış açısını ve azmini gösteriyor.
Jensen, "Büyük başarı zekadan değil, karakterden gelir" diyor sık sık. Karakterin ise sorunların üstesinden gelmekle kazanıldığını vurguluyor.
2. Teknik Yetenek ve Maksimum Çaba:
Jensen Huang, şirketi yönetirken teknik beceri ve maksimum çabayı her şeyin üzerinde tutuyor. Bu yaklaşımın, Steve Jobs ve Jeff Bezos'un şirketlerini yönetme şekillerine benzerlik gösterdiğini biliyoruz.
Jeff Bezos'un ilk hissedar mektubunda "En iyi takımı kurmak Amazon'un başarısının en önemli unsurudur" ifadesiyle belirtilen yetenek odaklı yaklaşımı, Jensen’ın yaklaşımıyla oldukça örtüşüyor.
Steve Jobs'ın ise "Ortalama bir kişinin başarabileceği ile en iyi kişinin başarabileceği arasındaki dinamik aralık 50 veya 100'e birdir. Bu nedenle en iyileri aramalısınız." sözü, en iyi yeteneklere odaklanmanın önemini vurguluyor.
3. "Kılıcı Bileme" ve Çatışma Arayışı:
LSI Logic'te çalışırken, Jensen "kılıcı bileme" felsefesini benimsiyor. Bu, fikirleri ve süreçleri geliştirmek için çatışmadan kaçınmamak, aksine çatışma arayışı içinde olmak anlamına geliyor.
Jeff Bezos'un "Anlaşma ile çatışma arasında bir seçim yapmam gerekirse, her zaman çatışmayı seçerim" sözü, bu felsefenin önemini destekler nitelikte.
Steve Jobs'ın "taş parlatma" hikayesi, yetenekli insanların bir araya gelip fikirlerini birbirleriyle kapıştırmasıyla, fikirlerin ve ürünlerin nasıl daha da geliştiğini anlatıyor.
Bu hikayede Steve Jobs küçükken bir komşusuyla olan anısını paylaşır. Komşusu Steve Jobs'a garajındaki taş parlatma makinesini gösterir. Steve'den taş toplamasını ister. Toplanan taşları bu makineye atar ve Steve'den ertesi gün garaja tekrar gelmesini ister. Steve Jobs ertesi gün garaja gittiğinde, bir gün boyunca çalışmış olan taş parlatma makinesini durduran adam, makineden çıkan taşları Steve'e gösterir. Steve Jobs makineden çıkan tertemiz, parlak, ve tüm köşelerinden arınmış taşları gördüğünde çok şaşırır. Taşların birbirine çarpa çarpa, birbirlerinin fazlalıklarını düzelterek mükemmel şekle gelmesi kendisinin mottolarından biri haline gelir.
4. Nvidia'nın İlk Yılları ve Hataları:
Nvidia'nın ilk ürünü NV1'in başarısızlığı, şirketin ürün stratejisi ve pazar konumlandırması hakkında önemli dersler çıkarılmasına yol açar.
Jensen Huang, hatalarından ders çıkararak "Daha az şeyi iyi yapmak, çok şeyi birden yapmaya çalışmaktan daha iyidir" ilkesini benimser.
Ürün pozisyonlandırmasının önemi, David Ogilvy'nin "Ürün ne yapar ve kimin içindir?" tanımını tekrar gözden geçirmelerini sağlar.
Reva 128'in başarısı, hızlı test süreçleri ve doğru pozisyonlandırmanın önemini gösterir.
19 Fikirden Oluşan Nvidia Yönetim Felsefesi:
Öğretmen Olarak Jensen: Jensen, şirketi bir öğretmen gibi yönetir. Bilgiyi paylaşır ve çalışanlarını sürekli eğitir. Tıpkı Soul Price ve Jim Sinegal gibi o da "Eğer lider olarak zamanınızın %90'ını öğretmeye harcamıyorsanız, işinizi yapmıyorsunuzdur" prensibine inanır.
Jensen'ın Yaşamı: Nvidia, Jensen'ın değerlerini ve çalışma ahlakını yansıtır. Şirket, onun bir uzantısı gibidir. Apple'ın Steve Jobs'ın imajında yeniden inşa edilmesine benzer bir durum Nvidia için de söz konusudur.
Beyaz Tahta: Beyaz tahta, iletişimde temel araçtır. Düşünceleri gerçek zamanlı olarak ifade etmeye ve şeffaflığa teşvik eder. Steve Jobs'ın ürün prototipleri, Jeff Bezos'un ise her toplantıdan önce yazılmasını istediği 6 sayfalık ürün geliştirme metodolojisine eşit olarak Jensen beyaz tahtayı kullanır. Her toplantı odasında mutlaka bir beyaz tahta vardır ve o tahta her toplantıda mutlaka kullanılır.
Düz Organizasyon Yapısı: Jensen, 60 doğrudan raporu olan ve birebir görüşmeleri reddeden düz bir organizasyon yapısını benimser. Bu yapı, hızlı karar alma ve çalışanların bağımsız hareket etmesini sağlar.
Açık Eleştiri: Jensen, herkese açık eleştiriyi benimser. Bu, tüm organizasyonun bireysel hatalardan öğrenmesine yardımcı olur. Bu yöntem, Steve Jobs'ın Johnny Ive'a yaptığı eleştirilere benzer. Jensen eleştirilerini tüm şirket önünde yaparken, yapılan hatadan herkesin ders çıkarması gerektiğini vurgular.
Mükemmelliğe Ulaşmak İçin Zorlama: Jensen, çalışanlarını ve kendini mükemmelliğe ulaşmak için zorlar. İçsel bir eleştiri mekanizmasına sahiptir. Sık sık "İnsanları mükemmelliğe ulaşmaları için zorluyorum," der. Aynı şeyi Steve Jobs'un neredeyse çalışanları ağlatan tavırlarında, Jeff Bezos'un ise micromanagement tarzında görebiliyoruz.
Işık Hızı Fikri: Jensen, her projede en hızlı ve verimli şekilde hareket etmeyi hedefler. "Hızımızı sadece fizik yasalarıyla sınırlıyoruz" anlayışına sahiptir.
Tavizsiz Aşırılık: Jensen, her şeyde aşırıdır. Çalışma saatleri, hedefleri ve talepleri konusunda taviz vermez. "Benden daha akıllı insanlar olabilir ama benden daha çok çalışan kimse olamaz" der.
En İyi 5 E-posta: Jensen, tüm çalışanlarından yaptıkları ve o anda yapıyor oldukları en iyi 5 işlerini ve gözlemlerini içeren e-postalar ister. Böylece şirket içindeki her gelişmeyi takip eder. Bu, "kenardan bilgi" alma yöntemidir.
Kısa, Öz ve Direkt İletişim: Jensen, kısa ve direkt iletişim tarzını benimser. Tıpkı Napolyon ve Churchill gibi e-postaları birer haikudur.
LUA: Jensen, "Soruyu Dinle, Soruyu Anla, Soruyu Cevapla" anlamına gelen Lua kısaltmasını kullanır. (Listen, Understand, Answer)
Misyona Odak ve Pilot Komutan: Jensen, her projede bir "pilot komutan" belirler. Herkes misyona odaklanmalıdır.
Strateji Eylem Demektir: Strateji kelimelerle değil, eylemlerle tanımlanır. Planlama değil, sürekli ilerleme önemlidir.
Altına Boğmak: Üstün yeteneklere yüksek ödeme yapılır. "Yetenekliysen seni altına boğarım" anlayışıyla hareket eder.
Detaylar: Jensen, her detaya önem verir. Walt Disney'in "Detayları kaybedersek her şeyi kaybederiz" sözünü benimser.
Kendine Güvenin Kaynağı: Rahatlık öldürür. İnovasyon gereklidir. Başarı rehaveti getirmemelidir. Sürekli tetikte olunmalı ve şirket, içsel bir rekabetle gelişmelidir.
Herkesten ve Sürekli Öğrenmek: Herkesten öğrenmek önemlidir. Jensen, konferanslara katılır, notlar alır ve yeni fikirleri sindirmeye etmeye çalışır.
Pazar Yaratmak: Jensen, emtia ürünleri üretmek yerine pazar yaratmayı hedefler. Edwin Land'in "Başka kimsenin yapamayacağı bir şeyi yapın" düsturunu benimser.
En Büyük Fırsatı Kucakla: Yapay zeka (AI) alanındaki fırsatları erkenden gören Huang, şirketi bu alana yönlendirir. GPU tabanlı derin öğrenme (deep learning) alanında öncü olur.
Tüm bu öğretilerin üzerine, gerçek bir Amerikan rüyası olabilecek bir başarı öyküsünün Jensen ve Nvidia'ya olan ilişkisini diğer şirketlerin kurucuları ve kendi şirketlerini yönetmekteki tavırlarıyla karşılaştırmak istedim.
Gerçekten bir şirket, kurucusunun şirket içinde benimsediği ve yarattığı kültür kadar başarılı mıdır? Şirket kültürü, şirketin içinde olduğu pazarı kazanmaya olanak sağlar mı? Ya da tam tersi batırmaya?
Kültürün Pazar Liderliği Üzerindeki Etkisi
Google, Apple, Meta, Amazon, SpaceX ve Nvidia’nın, ve bu şirketlerin kurucularının şirket içinde yarattığı kültürlerin, şirketlerin pazardaki liderliğine etkisini tablolaştırmaya çalıştım:
Kültür, bir şirketin yalnızca ne yaptığıyla değil, nasıl yaptığıyla ilgilidir.
Şirketin kültürünün karar alma süreçlerini, inovasyonunu, yeteneğini ve dayanıklılığını şekillendirdiği kendisine ait süreçleri, pazar liderliğini mümkün kılabilir. Rakipler ürünleri veya teknolojileri taklit edebilir, ancak sürdürülebilir başarıyı sağlayan kültürel DNA'yı kolayca kopyalayamazlar. Bu nedenle, kültür bir rekabet avantajı ve uzun vadeli pazar liderliğinin temel itici gücüdür demek yanlış olmaz sanırım.
Sözün özü, kültür bir şirketin sahip olabileceği en değerli şeydir, kültürü yaratmak ise bir kurucunun başarması gereken en önemli görevdir.
Tekrar görüşmek üzere!




