Yeni bir haftadan merhaba!
Bu hafta;
Kapitalizmin etkisinde çok kalmış gibi görünen ama aslında fiyatlandırmanın hayatımızdaki etkilerini analiz etmeye çalışan Friedrich Hayek’i
Sokrates’in kendini bil konsepti için uygulanabilir pratik bir çalışma olan The Work’ü
Daha iyi karar almanın 5 yolunu
Tam bir makine olan David Goggins’in kitabı ve profil incelemesini
İyi konuşma yapabilmenin sırlarını anlatan bir TED konuşmasını
bulacaksınız.
Namaste.
🤑 “Fiyat sisteminin topluma olan katkısı”
Friedrich Hayek’in 1945’te yazdığı makale olan “The use of knowledge in society” bilginin toplum içinde kullanımı ve faydası hakkında beni etkiledi.
Hayek’in önerdiği şey, topluma ait bilginin evrensel olmadığı yönünde. Toplum bilgisi yereldir diyor Hayek, “belli bir zaman ve coğrafyanın belirgin sonuçlarının bilgisidir” diye de ekliyor.
Bir toplumdaki tüm kaynakların en iyi kullanımını planlayabilmek için sadece evrensel bilginin değil tüm yerel bilginin toplanarak kaydedilmesi lazım.
Yerel bilgiye ulaşmak da kolay değil çünkü dünya statik bir yer değil ve sürekli değişiyor. Yerel bir bilgi de taşa yazılmadığından sürekli değişim hâlinde. Yani benim vejetaryen oluşumla birlikte yemeyi bıraktığım etlerle, karşı komşumun et talebinin yükselmesi birbirini dengelediğinden bizim apartmandaki et tüketimi istatiksel olarak değişmemiş olabilir ama et tüketiminin dağılımı değişti diyebiliyoruz.
"Toplumun ekonomik sorunu, esas olarak, belirli zaman ve yer koşullarındaki değişikliklere hızlı uyum sağlamasından meydana gelir."
Hayek der ki, problem fiyat sistemiyle çözülür. Fiyatlandırma, farklı insanların ayrı eylemlerini koordine etmek için vardır. Eğer alüminyum için yeni ve verimli bir kullanım şekli oluşursa alüminyum fiyatları artacaktır ve insanlar farkında olmadan alüminyum üzerinde ekonomi yapmaya başlayacaktır. “Bütün, tek bir pazar gibi hareket eder, bunun sebebi üyelerinden herhangi biri tüm marketi bildiği için değil; sınırlı bireysel görüş alanları, birçok aracı sayesinde, ilgili bilgilerin herkese iletilmesi için yeterince örtüştüğü için böyledir.”
Fiyat sisteminin gerçek işlevini anlamak için ona bilgiyi iletmek amaçlı üretilmiş bir mekanizma olarak bakmalıyız… Bu sistemle ilgili en önemli gerçek, bireysel katılımcıların doğru eylemi yapabilmek için ne kadar az bilgi sahibi olmaları gerektiğidir.
Bu, fiyat sistemin %100 verimle çalıştığı anlamına tabii ki gelmez. Ancak domatesin fiyatının son hâlinde, onu üreten çiftçinin de yaşadığı bir sorun ya da problem, mahsulü çiftçiden alan tüccarın bir derdi ve onu tüccardan alan fabrikanın da taşımacılık esnasında kullandığı mazotun da durumu eklidir. Yani domatesin üretiminden sofraya kadar gelişinde yaşadığı tüm her şeyin hikayesini, en objektif şekliyle bize fiyatlandırması verebilir demek yanlış olmayabilir. Özellikle fiyatı belli durum ve koşullara göre değişiyorsa...
🤔 Kendini bil:
Jeff Bezos stres hakkında; “stresli olduğumu biliyorsam, uykularımı bir şey kaçırıyorsa işim kolay, bundan sonrası bunun sebebini fark etmek ve aksiyon almaktır” der.
Neyin strese sebep olduğunu bilmek ve bunu sorgulayabilmek çözümün başında gelir. Byron Katie’nin The Work’üyle birlikte kendinizi keşfetmeniz ve stresin yarattığı acıyı sorgulayabilmeniz kolaylaşıyor;
The Worksheet’i Türkçe olarak indirip soruları yanıtladığınızda; “Bunu böyle düşünürken ya da hissederken ben kimim?” sorusuna cevap arıyorsunuz örneğin;
Stresliyim
Kızgınım veya
Öz güvenim eksik
“Bunu düşünmediğimde ya da hissetmediğimde ben kimim?” diye sorduğunuzda ise;
Daha farkında
Kendine güvenli
Daha çok dinleyen
Daha az konuşan biriyim.
O düşüncenin sizde yarattığı etkiyi ve o düşünce olmadığında sizin nasıl hissedeceğinizi düşünerek bir nevi meditasyon yapıyorsunuz ve o hâl ve o düşüncenin sizin üzerinizdeki etkisi azalmaya başlıyor.
En azından benim deneyimim bu şekildeydi...
😎 Daha iyi karar almanın 5 yolu:
Tüm yazıyı okumak için tık tık;
Sonuçlardan korkma
Her ne kadar ileriyle ilgili plan yapmaya çalışsak da insanlar olarak bu konuda pek başarılı değiliz. Bazı şeylerin bizi çok mutlu edeceğini düşünebilir ve buna göre planlar yapabiliriz. Ancak Harvard Üniversitesi profesörlerinden Daniel Gilbert'e göre, bu hesaplama konusunda genellikle gereğinden fazla haz alacağımızı düşünüyoruz ve gerçekte böyle olmuyor. Yanlış kararlar almamızı sağlayan ciddi konulardan bir tanesi ise "acıdan kaçınma" aslında. Yani bir şeyi kaybetmenin yaratacağı sıkıntının, bir şey kazanacağımızda oluşturacağı keyiften daha yüksek olduğunu düşünmek. O yüzden, bir karar almadan önce başkalarının benzer kararları sonucu yaşadıkları tecrübelerden yararlanmak önemlidir. Aynı zamanda, yukarıda da açıkladığım gibi, ne olursa olsun muhtemelen bizim düşündüğümüzden daha az olacak etkisi. Ancak yine de her zaman sağlamcı olmamaya gayret etmeli. En kötüsü hiçbir zaman gerçekleşmeyebilir, ancak gerçekleşirse de içimizde bununla başa çıkabilecek gücün olduğunu unutmamalı.
Şeytanın avukatını oyna
Alternatifler arasında bir karar almadan önce, farkında olmadan beğendiğimiz kararı destekleyici şeyler sunarız kendimize. Yani ciddi bir düşünce silsilesinden geçirdiğimize kendimizi inandırsak da, aslında istediğimiz şeyi seçmek için kendimize nedenler sunmuşuzdur. Bilinçli olarak bazı durumlarda desteklediğimiz şeyin yanlış olabileceğine dair araştırma yapmamız gerekir. Elbette bu epey zorlu ve zaman alıcı bir süreç. Ancak aldığımız kararların objektifliğinden ve samimiyetinden emin olmak için bu gerekli.
Sosyal baskının farkında ol
Bazen kendimizi dış etkenlerden sıyrılmış ve insanlardan kolay etkilenmeyen bireyler olarak düşünsek de, hiç kimse sosyal baskıya tam olarak bağışık değil. Bu konu ile yapılmış birçok çalışma mevcut ve bunlar gösteriyor ki, en normal ve uyumlu insanlar bile otorite figürleri ve kendi denkleri tarafından kötü kararlar almaya yönlendirilebiliyorlar.
Stanford Üniversitesi'nde yapılan Hapishane Deneyi ve Yale Üniversitesi'nde yapılan Elektrik Deneyi de aslında insanların bazı durumlarda nasıl beklenmedik kararlar alabileceklerine güzel örnekler.
Bununla birlikte, otoritenin kararını hiçbir şart altında sorgulamamak da bazen felaketle sonuçlanabiliyor. Örneğin 1989'da bir uçağın motorunda arıza gelmesinin ardından pilot yanlış motoru kapatıyor. Bunu gören uçuş ekibi personeli ise hatayı fark etmesine rağmen pilotun otoritesine karşı gelmemeyi tercih ediyor. Bu olay 47 kişinin ölümü ile sonuçlandı.
Aldığımız kararları, almadan önce bir kez daha gözden geçirebiliriz. Biz istediğimiz için mi, bizden istendiği için mi, yoksa doğru olduğunu düşündüğümüz için mi bu kararı alıyoruz? Bir şeylerden kaçınmak için mi yoksa birilerinin istekleri için mi alıyoruz bu kararı?
Seçeneklerini sınırla
Yapılan çalışmalarda insanların emeklilik için çok fazla yatırım fırsatları varsa, bunların hangisini seçeceklerini bilemeyip bazen hiçbirini seçmedikleri fark edilmiş. Aynı zamanda, 30 tane çikolata çeşidi içinden birini seçmek yerine 5 çikolata çeşidi içinden birini seçenler daha memnun oluyorlar seçimlerinden.
Swarthmore College öğretim üyelerinden Barry Schwartz, yeni mezunlar üzerinde bir araştırma yapıyor. Bu araştırmada iş tercihlerinden maksimum verim elde etmeye çalışanlar ortalama olarak diğerlerinden %20 daha fazla başlangıç maaşı alsa da, daha az tatmin oluyorlar.
Alacağınız kararın "yeterli olmasını" beklemek en iyi tercih gibi gözükmese de, sizi en mutlu edecek yöntem olabilir. O yüzden, örneğin bir kamera alacaksanız, internette en iyi kamerayı aramak yerine, bir kamera kullanan arkadaşınıza onun o üründen ne kadar memnun olduğunu sorabilirsiniz.
Dolayısıyla eğer aldığınız karardan mutlu olmak istiyorsanız, yapabileceğiniz en etkili şeylerden biri seçenekleri azaltmaktır.
🤓 Oku:
💪 Öğren:
David Goggins;
Maraton koşarken vücudunuzun size dur dediği ya da spor salonunda ter dökerken daha fazla devam edemeyeceğinizi düşündüğünüz tam o noktada, potansiyel çabanızın sadece %40'ını harcadığınızı biliyor musunuz? Eski donanma komandosu ve ultra maratoncu David Goggins'e göre "bittim" dediğiniz noktada kapasitenizin %60'ını daha kullanabilir durumdasınız ve onun önerisi acının üzerine gitmek...
"Can't hurt me" kitabının yazarı David Goggins, ayak parmaklarındaki kemiklerini kıran, böbreklerini iflas ettiren ve "hayatının en acılı günü" olarak nitelendirdiği San Diego 1 Day yarışından sadece iki ay sonra 161 kilometrelik parkur olan Hurt 100'ü koşmuş. 2006'da her biri en az 48 kilometre olan yedi yarış daha tamamlamış. 2007'de, Ölüm Vadisi'nin spor ayakkabılarını eriten sıcaklığında beş normal maratondan daha uzun bir yarış olan Badwater 135'te üçüncülük de dahil olmak üzere 14 yarış daha tamamlamış. O zamandan beri 14 yıl içinde iki düzine daha ultra maraton koşmuş. Goggins ayrıca Ironman Dünya Şampiyonasında da yarışmış ve 225 kilometrelik triatlonu 11 saat 24 dakikada bitirmiş. Ve 2013'te 24 saat içinde 4.030 adet barfiks ile Guinness Dünya Rekorunu kırmış.”
Benim için Goggins'in hayatının bu kadar etkileyici olmasının nedeni, aslında bunları başaracak bir insan olmayışıyla başlıyor oluşu... Fazlasıyla şişman, tembel, motivasyonu ve hayattan beklentisi olmayan bir insanın, birkaç sene içinde 180 derece değişerek potansiyelini tamamen ortaya çıkartması oldukça çarpıcı olan...
Can’t Hurt Me kitabında başarılarını en sevmediği şeylerin üzerine gittiğini, yılmadan, bıkmadan ve korkmadan bunları gerçekleştirdiğini, insan üstü bir disiplinle tüm bunları başardığını anlatıyor.
Mental sağlamlığa ulaşmanın tek koşulu çok çalışmaktır diyor Goggins.
Joe Rogan'la yaptığı bir podcast'te şunları ekliyor;
"Sabahın 3'ünde ya da 4'ünde kalkarak koşmayı istemiyorum. Bu fazlasıyla acımasızca, ama bunu yapmak beynime, yeni normalin bu yeni durum olduğunu anlatmak demek oluyor. Kontrol bende, beynimde değil. Yapmak istemediğim her şeyi yaparak zihinsel sağlamlığımı artırıyorum."
Goggins Yüzde 40 Kuralını icat etti, çünkü tipik olarak, potansiyel çabamızın yalnızca yüzde 40'ını harcadığımızda pes ediyoruz. Çünkü, beynimizin bizi acılardan ve zorluklardan korumak isteyen bir parçası var, bu yüzden bizi kandırarak, depoda gerçekten yüzde 60'ımız kalmışken elimizdeki her şeyi zaten verdiğimize inandırıyor.
Goggins’e göre zihnimize hakim olmak için, her seferinde elimizden gelenin en iyisini yapabilmek için acıyı bastırmalı ve kafamızdaki sesi duymazdan gelmeliyiz.
💰 İş yerinde kullanmalık:
“The secret structure of great talks” ‘da Nancy Duarte, Steve Jobs’un ünlü Iphone lansmanındaki konuşmasının ve Martin Luther King’in “I have a dream” konuşmasının modellerini çıkartarak “insanları etkileyecek şekilde konuşabilmenin” şeklini çıkartıyor.
👀 Haftanın Sözü:
“Whatever you are, be a good one.”
– Abraham Lincoln
“Ne olursan ol, iyi biri ol” - Abraham Lincoln


