Merhaba!
Bugün konumuz hız.
Bugün konumuz dünyanın geri kalanın ne kadar hızlı koştuğuna kıyasla bizim güzel ülkemizde “temel haklarımızı” savunmaya çalışırken verdiğimiz hayatta kalma mücadelesi…
Shopify’ın CEO’su Tobi Lütke tüm şirkete AI’ın her şeyden daha önemli olduğunu anlattığı bir e-mail gönderdi. Ve bu mail tüm X’de viral oldu. Tobi’nin mailine ve çalışanlarından tam olarak ne istediğine birazdan geleceğim.
Her şeyden önce, günümüzdeki teknolojik ilerlemeyi ve hızı daha iyi anlatmak için kullanacağım Kızıl Kraliçe Etkisi’nden bahsetmek istiyorum.
Kızıl Kraliçe Etkisi ismini Alice Harikalar Diyarı serisinde, Alice ile Kızıl Kraliçe arasında geçen diyalogdan alır.
Alice sonradan düşündüğünde, nasıl başladıklarını bir türlü tam olarak anlayamadı: hatırladığı tek şey, el ele koştuklarıydı ve Kraliçe o kadar hızlı gidiyordu ki ona ayak uydurmak için elinden geleni yapıyordu. Kraliçe sürekli 'Daha hızlı! Daha hızlı!' diye bağırıyordu, ancak Alice daha hızlı gidemeyeceğini hissetti, bunu söyleyecek nefesi kalmamış olsa da.
İşin en tuhaf yanı, ağaçların ve etraflarındaki diğer şeylerin yerlerini hiç değiştirmemeleriydi: ne kadar hızlı gitseler de, hiçbir şeyi geçtikleri görünmüyordu. 'Acaba tüm eşyalar bizimle birlikte mi hareket ediyor?' diye düşündü zavallı şaşkın Alice. Ve Kraliçe onun düşüncelerini tahmin etmiş gibiydi, çünkü 'Daha hızlı! Konuşmaya çalışma!' diye bağırdı.
Kraliçe ve Alice koşmayı bırakır.
Sonunda Kraliçe koşmayı bıraktı ve Alice'i bir ağaca yasladı, dinlenmesini söyledi.
Alice büyük bir şaşkınlıkla etrafına baktı. 'Anlayamıyorum! Biz tüm bu süre boyunca aynı ağacın altındaymışız inanabiliyor musun? Her şey olduğu gibi duruyor!'
'Tabii ki öyle,' dedi Kraliçe, 'ne olmasını isterdin ki?'
'Şey, bizim ülkemizde,' dedi Alice, hâlâ biraz nefes nefese, ‘eğer bizim yaptığımız gibi uzun süre çok hızlı koşarsan genellikle başka bir yere varırsın.’
'Ne yavaş bir ülke!' dedi Kraliçe. 'Burada, görüyorsun ya, aynı yerde kalabilmek için yapabileceğin tüm koşuyu yapmak gerekir. Eğer başka bir yere varmak istiyorsan, en az bunun iki katı hızla koşmalısın!'"
Kızıl Kraliçe Etkisi, aynı yerde saymanın, geride kalmak olduğu anlamına geliyor. Çünkü etraftaki diğer her şey yol alıyor. Onlarla birlikte yol almak için koşmak, onlardan daha önde yol almak için ise çok daha hızlı koşmak gerekiyor.
Tobi de bu desturdan yola çıkarak, Shopify’daki tüm çalışanlarına, AI’ı, “kullansak iyi olur” seviyesinden, “kullanmak zorundasınız” seviyesine yükseldiğini ve eğer hâlâ kullanmıyorlarsa çok da zamanları kalmamış olabileceğini gayet net ve akıcı bir dille (Claude ile yazının üzerinden geçtiğine emin gibi bir şeyim) aktardı.
Güzel ülkemdeki versiyonu ile çoğu beyaz yakanın Ege’de küçük bir cafe açmak istediği girişimcilik, çoğu insan için artık yeni “kariyer planı” olmuş durumda. Shopify da bu yeni AI dünyası ile gelişen girişimcilik macerasında tam ortaya oturacak tek platform olma savaşı veriyor. Her sene %20-40 arası büyüyen bu şirkette bu büyüme oranlarında kalabilmek için çok değilse bile akıllı çalışmak gerektiğini vurgulanıyor. Ki Tobi’nin hayali ve Shopify’ın roadmap’i aynı yerde kalmakla yetinecek kadar küçük değil.
AI’ın sadece danışan olarak kullanılmasının değil, gerçekten iş yapabilir halde kullanılması gerektiğinin altı çizilmiş bu email’de. Ancak bunu gerçekleştirmek, gerçekleşmesini istemekten daha zor. Çünkü, AI’dan bir şey istediğinizde aldığınız cevap genelde istediğiniz kadar iyi olmuyor, AI size o anda hemen, istediğiniz kalitede iş çıkartamıyor. Bekleneni karşılayamayan vasat bir cevabı gören beyaz yaka da, kendi işini kendisinin gördüğü dünyasına geri dönüyor.
Tam da bu sorun için Tobi’nin önerisi, AI’ı refleksif bir şekilde kullanmak. Refleksif kelimesini biraz açalım.
Bence 'refleksif'—yani insanların sadece ne kadar ileri gidebileceklerini görmek için içgüdüsel olarak LLM'lere başvurmaları—bunlardan olağanüstü değer elde ettiğini gözlemlediğim tüm insanların ortak özelliği. Bu neşeli, merak temelli keşif merakı, yeni bir teknoloji ortaya çıktığında insanların geliştirmesi gereken şeydir. - Tobi Lütke
Refleksif kullanmak, sadece aklımıza geldiğinde ya da işimiz düştüğünde değil, iş yapış şeklimize AI’ı tam olarak dahil etmek demek. Hatta dahil etmeyi düşünmeden, içgüdüsel olarak dahil etmiş bulumak…
Tobi refleksif olmayı Shopify çalışanları için şöyle yorumlamış:
GSD Prototip Aşamasında AI: Herhangi bir "Get Shit Done" (GSD) projesinin prototip aşaması, AI tarafından domine edilmelidir. AI, öğrenme ve bilgi yaratma süreçlerini önemli ölçüde hızlandırmaktadır.
Performans Değerlendirmelerine AI Entegrasyonu: Çalışanların AI kullanım becerilerini geliştirmelerini teşvik etmek amacıyla, performans ve çalışan değerlendirme anketlerine AI kullanımına dair sorular eklenecektir. İyi AI kullanımı öğrenilmesi gereken bir beceri olarak görülmektedir ve geri bildirim mekanizmalarıyla bu öğrenme süreci desteklenecektir.
İş yerinde AI’ın kullanıldığı çok farklı kullanım alanları mevcut. Cursor örneğin, kod yazarken yazılımcıların çok sık kullandığı bir uygulama iken, Granola da her toplantı sonunda toplantı notları çıkarmanın en güzel yöntemi. Bu iki AI uygulamalarının çok sık kullanılmasını sağlayan en önemli şey ise, problemin net ifade edilmiş olması, çözümdeki kullanıcı deneyiminin ise iyi düşünülmüş olması.
Evet, ChatGPT, Claude, Deepseek muhteşem bilgisayarlar. Aklınıza gelecek her şeyi kolaylıkla yapabilirsiniz onlarla. Ama sorun şu ki, aklımıza bir şey gelmiyor, ya da AI’ı hayatımıza tam anlamıyla nerelerde entegre edeceğimizi bilemiyoruz. Bunun en büyük nedeninin, kullanıcı deneyimi problemi olduğunu düşünenlerle aynı taraftayım. Kullanıcıya AI’ı günlük hayatına adapte edecek deneyimler tasarlamazsak AI kullanımının günlük hayata etkisi yüksek olmaz. Adım adım, AI ile birlikte, kullanım aşamalarına entegre edecek akışlar çıkartmalı, deneyimler yaratmalıyız. Bu deneyimleri de özel kullanım alanlarına uygun olarak Granola ya da Cursor’ın yaptığı gibi ürünleştirmeliyiz.
Granola için kullanıcı deneyimi şöyle işliyor örneğin:
Mac bilgisayarınıza indiriyorsunuz. İner inmez kurulum aşamasında sizin takviminizle entegre olmak istiyor. İzin veriyorsunuz. Artık takviminizdeki her online toplantı için, toplantı esnasında not alabilir, notlarınızı AI ile belirlediğiniz formatta düzenleyebilir ve paylaşabilirsiniz. Çözülen problem ve kullanım alanı çok net. Uzaktan çalışırken online toplantı esnasında not alamayan çalışanlar için büyük bir kurtarıcı. Bu problemi de sizi hiç yormadan sürtünmesiz diyebileceğimiz bir deneyimle ürünleştirebilmiş.
Tarihdeki tüm “iyi düşünülmemiş ürünler” gibi, insan-bilgisayar ilişkisini iyi tasarlayamamanın yarattığı problemi AI’ı hayatımıza ya da işimize entegre etmeye çalışırken de görüyoruz. Nasıl kullanacağımızın akışı net değil. Herhangi bi akış için, problemi belirleyip, çözüm için aşamaları netleştirdikten sonra, bu aşamalarda AI kullanmak çok önemli.
Fazla mı soyut kaldı? Hemen somutlaştırmaya çalışayım:
Bir örnek: Ürün yönetim sürecinde AI kullanmak
Ben ve ekibimin ürün yönetiminde AI’ı kullanma sürecimizi şöyle açıklayayım:
Ürün ekibinin en önemli görevi olan PRD (Product Requirements Documents) yazılması için öncelikli olarak problemle ilgili bulabildiğimiz her bilgiyi bulmaya çalışıyoruz:
Kullanıcı görüşmeleri
Rakip çözümleri
Call center şikayet formları
Business istekleri
Şirketin vizyonu ve hedefleri
Bu bilgilerle birlikte problemi belirledikten sonra, bu problemle ilgili yazılmış olan bir makale ya da bilimsel bir çalışma aramak için Elicit kullanıyoruz.
Elicit verdiğiniz prompt’a uygun tüm makaleleri buluyor.
Sonuçları en çok referans almış makalelere göre filtreleyebiliyoruz.
Beğendiğimiz makaleleri PDF olarak indiriyoruz.
Bulduğumuz tüm linkleri, ya da indirdiğimiz tüm makalelerin PDF hallerini Google Notebook LLM’e yükleyerek bir özet çıkarmasını istiyoruz.
Google Notebook LLM, herhangi bir şeyi detaylıca öğrenmek için mükemmel bir platform. Sadece ona verdiğiniz dökümanları kullanarak cevap verdiği için, halüsinasyon görmüyor.
Çalışma planı ve özet çıkartıyor, cevaplarında kullandığı her cümleyi hangi kaynağın hangi paragrafından almışsa bunları belirtiyor, soru-cevap ile anlamadığınız noktaları net bir şekilde anlamanızı sağlıyor.
Eğer yazılı değil de sesle öğrenmeyi tercih ediyorsanız, dökümanlarınızdan bir podcast bölümü bile oluşturuyor.
Google LLM ile anladığımız çözümleri çıkarıp belirlediğimiz PRD formatında yazıyoruz.
Oluşturduğumuz PRD’yi Claude ya da ChatGPT’den kontrol etmesini, eksik ya da yanlış olabilecek her şeyi kritik etmesini istiyoruz.
Son düzenlemeleri yapıp PRD’yi son hâline getiriyoruz.
Siz AI’ı hayatınıza ya da iş akışlarınıza dahil etmenin iyi bir yöntemini buldunuz mu? Ya da böyle bir arayış içinde misiniz?




Alice in hikayesini çok severim. Ancak kızıl kraliçe etkisini hiç duymamistim. Yaşadığımız çağı anlatan bir metafor olması yönüyle paylaşımınız için teşekkürler 🙏
şimdilik en etkili olarak 6 yaşındaki kızımla keyifli vakit geçirmek amaçlı kullanıyoruz ve kişisel olarak görsel üretip sohbet ediyorum. artık bir tık üzerine çıkmalıyım.