Merhaba!
Tam bir hastalık dönemi olan bir sıcak bir soğuk haftadan herkese selamlar!
Bu hafta anlık dürtüleri kontrol etme olayına takıldım. Edemiyorum çünkü. Instagram notifleri, Twitter anlık trendleri ve “dünyada sürekli bir şeyler oluyor ve ben geride kalıyorum” tedirginliği de yardımcı olmuyor tabii.
Odaklanmak meselesi günümüzün en büyük dertlerinden biri olma yolunda ilerliyor.
Bu sebeple “go” fonksiyonları kadar “no go” fonksiyonlarımızı da güçlendirmemiz gerekliliği üzerine aforizmalar bulacaksınız bu yazıda.
Birkaç iş dünyası mottosu ve internet üzerindeki en iyi servisi ya da ürünü bulma yöntemini de ekledim bu haftaki yazıya.
Çok güzel günler sizi beklesin olur mu?
Yapın ama bir şeyler. Söylenmeyin sadece.
Görüşmek üzere!
Handegül.
🤔 Anlık dürtüleri kontrol etme meselesi
Anlık zevkleri erteleme becerisinin insanın hayatına neler katabileceğini ölçen “Marshmollow deneyini” duymuşsunuzdur.
Bu çalışmada, katılımcı çocuklara bir ödül sunulur, eğer bu ödülü o anda tüketmez de belirli bir süre beklerlerse aynı ödülden bir tane daha kazanacakları söylenir. Bu süre içinde, araştırmacı odayı terk eder ve 15 dakika sonra geri gelir. Ödül, çocuğun tercihine göre bir marshmallow ya da bir pretzeldir.
Çalışmayı takiben yapılan uzun vadeli araştırmalarda, ikinci ödüle kadar bekleyebilen çocukların SAT puanlarına, eğitime hayatlarına, vücut kitle endekslerine ve başka kriterlere bakılarak daha başarılı oldukları belirlenmiştir.
Bu deneyin bende uyandırdığı etki ise “helal olsun be çocuklara”dan öte, “peki ben bu anlık dürtüleri ne kadar durdurabiliyorum?” oldu.
Çok başarılı olduğum söylenemez.
Problem rasyonel düşünmek değil. Rasyonel olabiliyorum, mantıklı da düşünebiliyorum.
Sorun, rasyonel karar veremediğim anların farkında olamamam.
Sorun; gerçek hayatta -tam o anda- düşünmeden hareket etmek, anında aksiyon almak…
Yanlış olan bu işte…
Beynimizde iki temel fonksiyona yönelik nöron ağları kurulu;
Aksiyon odaklı (“Go fonksiyonlar”)
Aksiyonsuzluk odaklı (No go fonksiyonlar”)
Disiplinli bir hayat için bu iki tip fonksiyonun da güçlendirilmesi gerekli.
Çocukken daha çok aksiyonsuzluk odaklı fonksiyonlarımızı geliştiririz. Hatta geliştirmek zorunda bırakılırız belki…
“ Sallanma öyle ileri geri çocuğum, dersi dinle.”
“Sus bakalım, ağlamak yok.”
“Sessiz ol.”
Aslında yapmak istediğimiz şeyleri “yapmamak” üzerine eğitiliriz çocukken.
Büyüdükçe ise daha çok “aksiyon alan” kaslarımızı kullanırız. E-maile hemen cevap yazmak, trafikte önümüzü kesen araçlara öfkeyle tepki vermek, telefonumuzu elimize alıp İnstagram’da scroll down yapmak gibi sürekli bir aksiyon tepki selleri içindeyizdir.
Çözüm olarak, aksiyon almayan, bu aksiyonları bastıran nöron ağlarımızı güçlendirmek için gün içinde kendimize 20-30 adet “aksiyonsuzluk” kuralları koyabiliriz.
Bunlar çok basit kurallar olmalı.
Örneğin odaklı bir şekilde çalışırken kalkıp bir bardak su içmek, çay demlemek, evi temizlemeye başlamak ya da insanların son paylaştığı fotoğraflara bakmak gibi anlık tepkileri yasaklayarak başlayabiliriz işe.
90 dakika boyunca odaklanarak aklınızdaki şeyi yapmak, bu süre içinde içinizden yükselen “telefonuma bakayım”, “camdan dışarıya bi bakayım”, “bi çay koyayım” dürtülerini durdurmak, disiplinli olmaya daha çok yakınlaştıracaktır sizi. Ve tabii ki daha “başarılı” bir hayat sürmeye de…
Tabii ki sabah uyanıp yatağı yapmalı, belki hemen kıyafetleri giyip spora başlamalı… Aksiyon alınması gereken her şeyi yapmalı.
Ama aksiyonsuz da olabilmeyi, odaklanabilmeyi ve aklımızı daha disipline etmeyi de öğrenmeliyiz.
Marshmollow deneyi çocuklarının başarısı ortada…
🤓 Profesyonel hayatta işe yaracak birkaç motto:
Sadece para için çalıştığınızda, yaptığınız işi sevmeden yaptığınızda, işiniz enerjiden yoksun kalacaktır. Ve insanlar bunu hissedeceklerdir. Bu yüzden her işe, her an, her zaman sahip olduğunuz her şeyi verin.
Sokrates der ki “kendini bil.” Jeff Bezos der ki “müşteriyi anla, onun ne istediğini bil.” Profesyonel hayatta başarılı olmak için ikisine de sahip olmalı.
Başladığınız her projeyi çok daha büyük bir şeyle ilişkilendirmenin bir yolunu bulun: daha yüksek bir değer, bir gerçek, cesur bir hedef veya daha büyük bir amaç. Sonradan, çabalarınız gecikmeye veya sıradan hissettirmeye başlarsa, ilk başta size ilham veren bu daha büyük fikre geri dönün. İşe yarıyor.
Bunu masanıza ya da duvara, bir yere yazın: “Mevcut gerçeklikle savaşarak hiçbir şeyi değiştiremezsiniz. Bir şeyi değiştirmek için, mevcut modeli geçersiz kılan yeni bir model oluşturun.”
Sadece iki tür insan var:
Yapacağını söylediklerini tam olarak yapan insanlar.
Diğerleri.
Aptal olabilmeyi, gülmenin gücünü ve kendizinle dalga geçme yeteneğini kaybederseniz, düşünme gücünü de kaybedersiniz. “Çok çalışmak ve oyun oynamamak” hayal gücünüzü öldürdüğü için sizi sıkıcı bir insan hâline getirir.
Çözemediğiniz bir soruna mı takıldınız? Problemi daha da büyütün. Genişletin. Onu dev yapın. Onu sınırlamaya, basitleştirmeye veya azaltmaya çalışmayın. Yeni bir örgü, davranış, biçim görmeye başlayabileceğiniz kadar büyütün. Daha büyük sorunu çözün, daha küçük olan arada zaten çözülecektir.
Bu gezegeni terk ettiğimizde kendimiz için yaptıklarımız bizimle birlikte ölür. Başkaları için yaptıklarımız ise sonsuza kadar yaşayabilir.
Cesaretin karşıtı korkaklık değildir. Cesaretin zıttı rahatlıktır.
Asla sıkıcı olmayın. Gülünç olun. Absürt belki? Ama sıkıcı olmayın.
😎 İnternette en iyi ürünü ya da servisi bulma yöntemi
Benimki reddit (hatta direkt reddit’te bir şey aramak için şuraya tık tık) ya da ekşi sözlük.
Google'ın algoritması, bir zamanlar yaptığı kadar iyi ürün ya da servis öneremiyor. Sebebi, spam içerikli web sitelerin algoritmayı yanıltmada daha iyi hâle gelerek arama sonuçlarını en üste çıkarması olabilir.
Google’a “en iyi finans kitabı” yazmak yerine, İngilizce biliyorsanız “best finance book reddit” yazmak, İngilizce bilmiyorsanız “en iyi finans kitabı ekşi sözlük” yazmak aradığınızı bulmada çok daha iyi sonuç veriyor bence.
Namaste!



Hande, gayet iyi iş çıkarıyorsun. Tebrik ederim. Yazma konusunda azmini kaybetmemeni ümit ediyorum :) Podcast devam edecek mi?